Ecz.Doğan SÖĞÜT (İzmir Eczacı Hareketi Sekreterya Üyesi) 2016 Seçimsiz Genel Kurul Konuşması

Ecz. Doğan SÖĞÜT (İzmir Eczacı Hareketi Sekretarya Üyesi)

Konuşma Metni Konu Başlıkları

1)ÇALIŞMA RAPORLARI VE MALİ TABLOLAR SON ANA KADAR BİZLERDEN VE MESLEKTAŞLARIMIZDAN MAALESEF GİZLENMİŞTİR…

2)TEB’ DEN ALINAN 120000 TL BORÇ VE TEB SEÇİMLERİNE YANSIMASI

3)GERÇEKTEN HUKUK ZAFERİ Mİ?BU KONUDA TÜRKİYE’ DE EN GERİ KALAN YER İZMİR OLMUŞTUR…

4)ZİNCİR ECZANE İÇİN SESSİZ VE DERİN TEHTİDE KARŞI İEH OLARAK TÜRKİYE ULUSAL İLAÇ VE ECZACILIK STRATEJİ BELGESİ DİYORUZ

5)OTOKRATİK YAKLAŞIMLARI KESİNLİKLE REDDEDİYORUZ!

6)TABELA YÖNETMELİĞİ

7)BU SÜREÇLERİ HİZMET YARIŞI OLARAK GÖRÜYORUZ. HİZMET KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİLDİR…

8)İSTANBUL ECZACI ODASININ GÖREVDEN ALINMASI İSTEMİYLE AÇILAN DAVAYI ÇOK AĞIR VE YANLIŞ BULUYORUZ

9)GENÇ MESLEKTAŞLARIMA SESLENİYORUM

Sayın divan başkanı ve üyeleri, odamızın tüm kurul üyeleri ve tüm meslektaşlarım. Hepinizi kendi adıma ve İzmir Eczacı Hareketi adına saygı ile selamlarım.

Bu genel kurulumuzun camiamız adına hayırlı olmasını temenni ederim.

Konuşmama başlarken, ülkemizi canları pahasına kuran ve koruyan, başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ,tüm gazi ve şehitlerimizi, mesleki şehitlerimizi de saygı ile yad ediyorum.24 haziran 2016 tarihinde, mesleklerini bihakkın icra etmeye çalışırken katledilen meslektaşlarımızın, tüm uyarılara rağmen önlem almayıp, bilinçli taksirli olarak görevlerini ihmal eden kişi ve kişileri eshef ile kınıyorum ve adaletin çok ivedi bir şekilde tecelli etmesini temenni ediyorum.

1)ÇALIŞMA RAPORLARI VE MALİ TABLOLAR SON ANA KADAR BİZLERDEN VE MESLEKTAŞLARIMIZDAN MAALESEF GİZLENMİŞTİR…

Meslektaşlarım;

Geçen sene de olduğu gibi, İzmir Eczacı Hareketi meclisinin tevdii ettiği göreve istinaden, son dönemlerde adet olan, son ana kadar üyelere teslim edilmesi konusunda imtina edilen çalışma raporu, çoğunluğun sağlanması durumda yapılması gereken toplantıda, pek inandırıcı bulmadığımız çeşitli bahanelerle hazır olmadığı tarafımıza beyan edilerek verilmemiştir. Tüm meslektaşlarımızın düzenli bir şekilde her yıl, meslek odamızın durumu hakkında bilgi alması ve gerekli gördüğü konularda eleştirmesi, övmesi ve incelemesi için düzenlenen toplantıdan önce bu çalışma raporunun efektif bir şekilde incelemesi için makul bir süreye ihtiyaç vardır. Bu incelenmesi,için makul süre içerisinde yayınlanmayan raporlar, kafalarda çeşitli şüphelere yol açmakta ve dümdüz okunup geçilen bir ritüel haline getirilmektedir. Biz bunu kendimizi geçerek meslektaşlarımıza yapılmış bir saygısızlık olarak görüyoruz.

2)TEB’ DEN ALINAN 120000 TL BORÇ VE TEB SEÇİMLERİNE YANSIMASI

Meslektaşlarım

Sizlerin de bu kürsüden şahit olduğunuz üzere, geçtiğimiz mali genel kurulda sayın başkan, Sayın Erdoğan Çolak sağlığı el verdikçe TEB başkanı olmak isterse olur ve kimse de buna engel olamaz demişti. Biz bu açıklamayı çok talihsiz bir açıklama olarak karşıladığımızı her fırsatta dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Çünkü 15 yıllık bir İzmir Eczacı Odası başkanına bu teslimiyeti yakıştıramıyoruz. Başkanın bu sözlerinden dolayı,bu dönemki TEB seçimlerinde 3. bir listeden vazgeçilip, 15 yıldır olduğu gibi yine irade konulamayıp sayın Çolak’ın listesinde İzmir olarak yer alınmasını anlarız ancak şunu atlamamak gerek: Bildiğiniz gibi geçtiğimiz genel kurulun hemen öncesinde odamızın son 5 yıllık mali verilerini grafik olarak yayınlamıştık ve demiştik ki; bu mali tabloyla odamız Kasım ayını çıkartamaz. Hatta kürsüden bunu söylediğimde şu an odamızın büyük kongre delegesi olan bir meslektaşımız, çalışma raporuna hiç bakmadığından dolayı bu verilerin sahte ve saptırılmış olduğunu söyledi. Hatta çeşitli ortamlarda bize yalancı bile dendi. Biz de böyle bir iddianız varsa hukuk yoluna baş vurun dedik. Peki ne oldu? Kasım ayında oda yönetimimiz tarihinde ilk kez maaşları ödemek için TEB den 120 bin TL borç almak zorunda kaldı. Dolayısıyla Aralık ayındaki seçimlerde odamız kazananın yanında olmak zorundaydı. Sayın başkanla çalışan herkes şunu bilir, çünkü başkanın kendi ifadesidir; eğer İzmir Teb de temsil edilecekse başkanlık divanında temsil edilmelidir. Fakat ne yazık ki İzmir şu anda yalnız denetleme kurulunda temsil ediliyor. Hatta yüksek haysiyet adayımızın TEB genel kurulunda yaptığı konuşmadaki tavırları nedeniyle geri çektirildiği hakkında duyumlarımız var. Özellikle yönetim kurulumuza bu konu ile ilgili olarak Gazi Mustafa Kemal´in şu sözünü hatırlatmak isterim:-İstiklalin tamamiyeti ancak istiklal-i mali (ekonomik bağımsızlık) ile mümkündür. İEH olarak bizler İzmir’i 15 yılda olmayan başkanlık divanında temsil ettirmeye kesinlikle kararlıyız değerli meslektaşlarım. Bugüne kadar İzmir de olduğu gibi Ankara’da da TEB seçimlerinde de bu meslek adına her türlü inisiyatifi alma yeterliliğinde, azminde ve kararlılığındayız.

3)GERÇEKTEN HUKUK ZAFERİ Mİ?BU KONUDA TÜRKİYE’ DE EN GERİ KALAN YER İZMİR OLMUŞTUR…

Geçtiğimiz dönem eczanelerimiz açısından önemli bir konu da Tarım ve Köy işleri müdürlüklerince istenen yetki belgeleridir. 2 yıldır yazıyoruz ve uyarıyoruz. Bu belgeleri almayın diyoruz ve yönetim kurulumuzu göreve davet ediyoruz. Tabi ki İşin 50 Tl sinde değiliz. Ama bir bakıyoruz oda yönetim kurulundan bazı meslektaşlarımız da dahil, İzmir de bir çok meslektaşımız maalesef bu belgeyi almış durumda. Bu işin tehlikesi neydi biliyor musunuz; Eczaneler, Gıda Hayvancılık ve Tarım İl Müdürlüklerine gıda takviyesi ürünü satmak istediğini veya sattığını beyan ederek İşletme Kayıt Belgesi düzenlettikleri durumda, kendilerinin 5996 sayılı Kanun kapsamında sayılan bir gıda işletmesi olduğunu tescil ettirmiş, bu kanun ve ilgili mevzuat hükümlerinin kendileri hakkında uygulanabilirliğini kabul etmiş sayılırlardı ki bu durum eczacılık mesleği adına, hepimiz için gerçekten çok üzücü sonuçlar doğurabilecek bir ortam yaratabilirdi. Sayın başkanımızın meslektaşlarımızın uyarmasına rağmen ilgisizliği sonucu, Türkiye de son 2 yılda 100’lerce dava kazanılırken, numune olarak maalesef Seferihisar da kaybedilmiş ve 6 meslektaşımız ceza almıştı. Bunun akabinde özellikle Urla dahil, yetkililerce bu dava emsal gösterilerek bir çok meslektaşımıza bu belge aldırtılmıştır. Bu hafta içerisinde odamızın internet sayfasında konu ile ilgili davanın kazanıldığı hakkında bir duyuru yapılmıştır. Lakin tüm Türkiye genelinde bu konuda en geri kalan yer yine İzmir olmuştur. Sayın SAYILKAN sosyal medyada laf değil iş ürettiğini iddia ede dursun; Türkiye´de her oda üyelerini koruma konusunda bu kadar istikrarlı ve duyarlı davranırken, İzmir Eczacı Odası yönetimi bu konu ile ilgili üyesine neden net bir cevap verememiştir? Kendi içerisinde bile netleşememiş bir oda yönetiminin üyesine net bir şey söyleyebilmesi mümkün müdür? Ayrıca almış olduğumuz bilgilere istinaden, eczanelerimizde sattığımız tüm Tarım bakanlığı tarafından ruhsatlı ürünlerin ,çocuk mamaları hariç olmak üzere, tamamının Sağlık bakanlığına geçmesine karar verilmiş ve böylece tüm bu alınan ruhsatların işlevsiz kalacağı hakkında yasal çalışma bilgisi alınmıştır.

4)ZİNCİR ECZANE İÇİN SESSİZ VE DERİN TEHTİDE KARŞI İEH OLARAK TÜRKİYE ULUSAL İLAÇ VE ECZACILIK STRATEJİ BELGESİ DİYORUZ

Son zamanlarda görsel ve yazılı basında görmeye başladığımız, Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği arasında en büyük anlaşma olacak Tarnsatlantik Yatırım ve ticaret ortaklığı anlaşmasına dikkat çekmek istiyorum. Türkiye açısından da gümrük birliği üyesi olmamız sebebiyle direkt olarak etkileneceğimiz bu anlaşma ile ilgili olarak detaylara bakıldığında mesleki serbest dolaşım ile ilgili bölümler bulunmaktadır. Geçen sene düzenlenen TEB genel kurulunda, ilk bilgilerine ulaştığımız ve inceleme altına aldığımız bu konuda, ciddi anlamda mesleğimizi etkileyecek sorunlar bulunmaktadır. Bu durumdan dolayı, Türkiye Cumhuriyeti AB arasında yapılan anlaşmalar uyarınca, mecburi bir müktesebat değişikliğine gidilmesine neden olacak ve yıllarca direndiğimiz zincir eczane modeline doğru bizi hızlı bir şekilde götürecektir. Bu konu ile ilgili olarak geçen sene ki İzmir Eczacı Hareketi Seçim çalışmalarında sizlere dağıttığımız kitapçıkta belirttiğimiz ve üzerinde çalışılmasının çok ama çok önemli olduğu Türkiye Ulusal İlaç ve Eczacılık Strateji belgesinin önemini bir defa daha bizlere göstermektedir.

5)OTOKRATİK YAKLAŞIMLARI KESİNLİKLE REDDEDİYORUZ!

Değerli meslektaşlarım;

Hepimiz demokratik haklarımız dolayısıyla kişileri ve kurumları, genel ahlak ve kanunlar içinde olmak kaydı ile herhangi bir şekilde olumlu veya olumsuz eleştirebiliriz. Bu konu ülkemizin anayasasının 26´ncı maddesi 8.´nci fıkrasında şu şekilde belirtilmiştir.

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

Geçen sene içerisinde, genç bir meslektaşımızın oda hakkında sosyal medya üzerinden bir eleştirisi mevcut idi. Bu eleştirisi hakkında aynı sosyal medya üzerinden, gerek kendisine yazılı olarak gerekse de oradaki beyanatı ile telefon ve fiili ziyaretlerle bu eleştirisini kaldırma konusunda ciddi baskılar gördüğünü aynı sosyal medya hesabında yazılı olarak yayınladı. Bu baskı konusunda, yaptığımız incelemelerde yönetim kurulu üyesi meslektaşımızın da bulunmuş olması, tarafımızca kişi hak ve özgürlüklerine cebren müdahale olarak algılanmış ve endişe verici bulunmuştur. İzmir Eczacı Odası yönetimini genel ahlak ve kanunlara riayet etmek kaydı ile her türlü eleştiriye açık olmaya, meslektaşlarımızın anayasal haklarına saygı göstermeye ve bunun korunması konusunda aktif rol almaya davet ediyoruz. Unutulmaması gereken şudur; hiç bir samimi meslektaşımız örgütünü ve yöneticilerin kötü amaçlı değil, daha iyiye ve güzele yönlendirmek amacıyla eleştiri yapar. İzmir Eczacı hareketi olarak samimi düşüncemiz budur.

İzmir Eczacı Hareketi internet sitesi ve sosyal medya hesabında da yayınladığımız üzere gerek Sayın Barış ÖZGEN´in yönetim kuruluna yazılı sorusu ve “Meslektaşlarımıza Bahaneler değil ,gerçekçi çözümler sunalım, Eşit sıralı dağıtımlar hakkında” başlıklı yazımızın akabinde bu soruları soran meclis üyelerimize yönelik olarak bir erk baskısı oluşturulmaya çalışmış idi. Bu işlem ile ilgili olarak 45 meslektaşımıza gelen yazılarda kendilerinin ihtar ile uyarıldığı devam etmeleri halinde disiplin cezası verileceği yönünde bir tehdit bulunmaktaydı. Hepimizin bildiği üzere seçimlerde haysiyet divanı üyeleri seçmekteyiz. Çeşitli olaylar karşısında meslek odamız gerekli kanun ve yönetmeliklere aykırı olduğunu düşündüğü durumlarda, usulüne uygun bir şekilde soruşturmasını tamamlayarak bu divana ilgili dosyayı gönderir. Evrensel hukuk kanunlarına göre, iddia sahibi ile yargılayacak kişi veya kişilerin hakkaniyete uygun yargılanması, herhangi bir şaibe oluşmaması açısından, kuvvetler ayrılığı ilkesi en önemli kavramdır. Bu gönderilen tehdit içerikli yazı ile yönetim kurulu hem savcı hem de yargıç olmaya soyunmuş. Aynı seçimde seçilmiş olan haysiyet divanı üyelerini kararlarına direkt olarak etki edebileceklerini göstermeye çalışmış ve hatta “böyle bir kurula ne gerek var” düşüncesinde olduğunu bu yazılar ile ifşaa etmiştir. Bu özellikle yakın dönemde gördüğümüz ve sonradan ne kadar hatalı olduğu ilgili kişilerce de kabul edilen siyasi içerikli davalara benzer bir yöntemdir ve endişe vericidir. Bu yazıyı ve otokratik yaklaşımı kesinlikle reddediyoruz ve şu soruyu soruyoruz; Acaba kanun, yönetmeliklerde yönetim kuruluna, haysiyet kurulu yetkileri verildi de bizlerin mi haberi olmadı?

6)TABELA YÖNETMELİĞİ

Geçtiğimiz hafta sayın başkanın tabela yönetmeliği ile ilgili twitter hesabından bir serzenişine daha şahit olduk. Sayın başkan en düşük maliyetle, meslektaşlarımıza 4000 TL mali yük getirecek uygulama ile ilgili serzenişinde haklı, bizler de aynı düşünüyoruz. İyi de kendi yönetmeliğimize göre tabela standartları TEB tarafından belirlenmiyor mu? Bizim TEB denetleme kurulunda meslektaşımız Aylin hanım yok mu? Aylin hanım bununla ilgili sizi bilgilendirmedi mi sayın başkan? Burada acaba bir tribünlere oynama durumu mu söz konusu? Ya da TEB kanunen yetkili olduğu bu konuda by pass edilerek kendilerinin de mi durumdan haberi olmadı? Eğer öyleyse durum daha da vahim demektir. Ancak standartların TEB tarafından belirlendiğini bizler biliyoruz.

7)BU SÜREÇLERİ HİZMET YARIŞI OLARAK GÖRÜYORUZ. HİZMET KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİLDİR…

Değerli meslektaşlarım;

İEH olarak bizler demokratik haklarımızı kullanırken bu süreçleri aynı zamanda bir hizmet yarışı olarak görüyoruz ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz. İstiyoruz ki yaptığımız çalışmalardan sadece bizler değil tüm meslektaşlarımız faydalansın. Bu konuda sürekli bir engellenme ve karalama çabası ile karşı karşıya kalsak da, bizlere hizipçi falan denilse de bu tarzın mesleğe ve meslektaşlara en faydalı yöntem olduğunu gördüğümüz için çalışmalarımız bu şekilde devam edecektir ve Türkiye’ye de örnek olmaktadır. Mesela iş güvenliği konusunda odamızın yaptığı çalışmaları ve aldığı teklifleri yetersiz gördük. Kendi çalışma ve tekliflerimizi duyurduk. Ardından oda yönetimi tüm teklifleri yenileyip güncellemek zorunda kaldı. Böylece meslektaşlarımız lehine en minimum tekliflere ulaşılmış oldu. Sigara içilmez uyarılarının boyutlarını hatırlattık. Odamız yasal boyuttaki ilanları bizlere ulaştırdı. Yeni nesil yazar kasaları 82 meslektaşımızla toplu halde aldık. Meslektaşlarımız en üstün cihaza en uygun fiyatla sahip oldular. Her gün iç parçalayan görüntülerine ve dramlarına şahit olduğumuz Suriyeli mülteciler için kampanya başlattık, ardından odamız ve TEB de bir şekilde kampanyalar başlattılar. Sorunları karşısında odamızdan yeterli destek alamadığı gerekçesiyle çok sayıda meslektaşımız bizlere geliyor. Eczane açılış, kapanış, devir işlemleri ve bir çok hukuki konuda Mesleki danışmanlık hizmetimiz kapsamında meslektaşlarımıza destek veriyoruz. Bugüne kadar hiç bir meslektaşımızı geri çevirmedik ve hepsinin sorunlarına çözüm üretmeyi de başardık. Özellikle son dönemde reçetesiz antibiyotik satışları sebebiyle yüksek para cezaları ile karşılaşan meslektaşlarımız için daha önceki hazırlıklarımızı, hukukçularımızla hukuk diline çevirerek itirazları için yardımcı olduk. Diğer odalarla da temasa geçerek fikir alış verişlerinde bulunduk. Savunma ve itiraz dilekçelerimizi beğenerek bizlerden talep eden yöneticilerimiz oldu. Kendilerine de ulaştırdık.

Sayın Genel sekretere bir sorum var; nöbete girmek isteyen bir meslektaşımıza, bölgesinde sağlık tesisi olmadığı ve reçetesiz ilaç satışının yasak olması gerekçe gösterilerek sizin imzanızla bir belge gönderilip nöbete alınmadı. Reçeteli ve reçetesiz ilaç satışları konusunda yönetim kurulu olarak fikriniz nedir? Bizlere açıklar mısınız?

Bunlar mesleğimiz ve meslektaşlarımız için hizmettir. Hizmet ise kimsenin tekelinde değildir değerli meslektaşlarım. O yüzden bizler hizmete devam edeceğiz. İstiyoruz ki sosyal medya paylaşımlarıyla, içi boş vaatlerle değil, yaptığımız hizmetlerle değerlendirilelim ve sizlerin karşısına çıkarak desteğinizi güven oylarınızı yaptığımız somut işleri örnek göstererek sizlerden isteyelim.

Genel Sekretere Soru: Geçen sene ki proje komisyonunun başkanı olan şimdiki genel sekreterimizden geçen yıl bahsettiği KKİ´nın kaldırılması, meslek hakkı ve ikinci emeklilik konusunda gelinen son nokta hakkında daha fazla bilgilendirme talep ediyoruz.

8)İSTANBUL ECZACI ODASININ GÖREVDEN ALINMASI İSTEMİYLE AÇILAN DAVAYI ÇOK AĞIR VE YANLIŞ BULUYORUZ

15 temmuz darbe girişimi sonrası İstanbul Eczacı Odasının yayınladığı yazı ve arkasından göreve seçimle gelenlerin seçimsiz el çektirilmesi ile ilgili davayı çok ağır ve yanlış buluyoruz. Gerektiğinde bizler yanlış bulduğumuz görüş ve düşüncelerden dolayı genel kurullarımızda yöneticilerimizi en ağır bir şekilde eleştiririz ve demokratik seçimlerimizle onlara emanet ettiğimiz yöneticiliklerini geri alırız. Ama bu dışarıdan bir güç ile olmamalıdır. Yalnız bu olayda İzmir Eczacı Odası yönetiminin ilk deklarasyonda 27 eczacı odası ile birlikte imzasının bulunmasına rağmen, sonrasında gerçekleşen basın açıklamasında imzasının bulunmaması ve toplantıya katılmamasına bir anlam veremiyoruz. En azından bir yönetim kurulu üyemiz bu basın açıklamasına katılamaz mıydı? Bu hareket, birlikte yola çıktığımız odaların güvenin sarsılmasına neden olmaz mı? Meslek odalarımızın siyasallaşmasına neden olma ihtimali olan bu durumdan imtina etme sebebiniz nedir? Lütfen açıklayınız…

9)GENÇ MESLEKTAŞLARIMA SESLENİYORUM

Son olarak genç meslektaşlarımıza seslenmek istiyorum. Yönetimlerde devamlılık esastır. Mutlaka açık yüreklilik ile fikirlerinizi beyan ediniz, sorunuz ve öğrenmeye istekli olunuz. Sizler hepimizin geleceğisiniz. Yönetim erklerinde bulunmak için bir davet beklemeyiniz veya korkmayınız. Görevi talep ediniz. Bu mesleğe özellikle sizlerin katkısını olması çok elzemdir. Özellikle değişen koşullara uyum sağlama konusunda sizler bizlere göre çok daha hızlı adapte olabiliyorsunuz. Ayrıca yönetimlere talip olmadığınız “aman bana ne” dediğiniz sürece içtimai hayatımızın hiçbir bölümünde ilerleyebilmemizin mümkün olmadığı ve olamayacağı kesindir.

Sizlere bence Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en önemli olduğunu düşündüğüm ve her genel kurulda söylediğim bir söz söyleyerek konuşmamı bitiriyorum;

Beni görmek demek beni behemehâl görmek değildir, benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyor ve hissediyorsanız kafidir.

Saygılarımla